T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Kula Müftülüğü

21.11.2017

HZ. PEYGAMBERİMİZİN (SAV) MUCİZELERİ

HZ. PEYGAMBERİMİZİN (SAV) MUCİZELERİ

Allah Teala, peygamber göndermek suretiyle, insanlara dünya ve ahirette mesut ve bahtiyar olacakları hususları öğretmiştir.

Mucize ‘el-Mucizetü’ kelimesi,‘el-Aczü’ kökünden, ifal vezninde ism-i fail olup, manası ‘insanı aciz bırakan,karşı konulamaz,olağan üstü’demektir.Çoğulu da‘’mu’cizat’’şeklinde gelir.

Mucize; Peygamberlerin, peygamberliklerinin doğruluğunu teyit etmek için Allah tarafından yaratılan ve insanların bir benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanüstü olaylara mucize denir. Tabiatla ilgili kanunların geçerliliğini ve etkilerini kısa ve geçici bir süre durduran mucizenin mahiyeti, pozitif bilimlerle açıklanamaz. Böyle olunca;

Mucize; Peygamber olan kişinin, Peygamberliğinin ıspatı için, akılların alamayacağı bir olayı Allah’ın kudreti ile  göstermesidir. Kur’an-ı Kerim’de mucize terimi yerine ayet, beyyine ve burhan kavramları kullanılır.

Bir olayın mucize olabilmesi için şu özellikleri taşıması gerekir:

a)Mucize, gerçekte Allah’ın fiilidir.Ve Ona aittir.

b)Mucize, ancak Peygamberler eliyle meydana gelir.

c)Mucize, tabiatla ilgili kanunlara aykırı ve onların üstünde harikulade bir olaydır.

d)Mucize, Peygamberin isteğine uygun olarak gerçekleşir.

e)Mucize, Peygamberden başka kimselerin, benzerini veya dengini yapmaktan aciz kaldıkları bir olay olmalıdır.

Bir Peygamberden ,Peygamber olmadan evvel zuhur eden fevkalade hadiselere ‘’Keramet’’, Peygamberliğine yakın zamanlarda meydana gelen olağanüstü olaylara da ‘’İrhas’’(Çoğulu İrhasat olarak gelir) denir. Ancak şu var ki kerametler yalnız peygamberlere mahsus olmayıp, Cenab-ı Allah’ın sevgili kulları olan velilerden (evliyaullah)  de meydana gelebilir. 

Kur’an-ı Kerim’de zikredilen, meşhur mucizelerden bir kısmı şunlardır;

a)Salih (as)ın, Semud Kavminin isteği üzerine bir deve getirmesi, Semud kavminin azarak deveyi kesmeleri ve buna karşılık Yüce Allah’ın müthiş bir depremle onları yok etmesi.(eş-Şuara:141-145)

b)İbrahim (as)ın, Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılması ve Yüce Allah’ın;’’Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol’’emri ile ateşin İbrahim (as)ı yakmaması.(el-Enbiya:58-69)

c)Musa (as)ın,elindeki asanın yere bırakılınca yılan haline gelmesi.(Taha:17-21). Elini koynuna koyup çıkardığında elinin bembeyaz olması.(Taha:22,Neml:12,Kasas:32). Hz.Musa’nın asasının, Firavnun ve halkın huzurunda sihirbazların iplerini ve sopalarını yutması.(Taha:65-70). Hz.Musa’nın asasını Kızıldeniz’e vurması ile denizin bir yol gibi açılması.(Şuara:61-66)

d)Süleyman (as)ın, hüdhüdle konuşması ve karıncanın sözünü anlaması.(Neml:18,19,20-28)

e)İsa (as)ın, çamurdan bir kuş yaparak ona üflemesi ve Allah’ın izni ile onun canlı bir kuş olarak uçması,ölüleri diriltmesi,kör ve alaca hastalığı bulunanları iyileştirmesi.(Maide:110). Havarilerin isteği üzerine gökten bir sofra indirmesi.(Maide:114,115)

Hz. Muhammed (SAV) Efendimizin Mucizeleri:

Peygamberimizin mucizeleri; akli, hissi ve haberi mucizeler olmak üzere üç ana başlık altında incelenebilirse de biz yazımızda herhangi bir ayırımda bulunmadan bu mucizelerden bazılarını nakletmeye çalışacağız.

Peygamberimizin mucizeleri, diğer peygamberlerin mucizelerinden hem sayı bakımından çoktur ve hem de derece bakımından çok çok üstündür.

Öyleki, İslam bilginlerinin muhakkikleri, Rasülu’llah (SAV) Efendimizin, peygamberliğine delalet eden mucizelerin çok sayıda olduğunu söylemişlerdir.Bazıları bir rakam olmak üzere bu mucizelerin bin kadar olabileceğini kaydetmişlerdir. Bazılarıda Peygamberimizin mucizelerinin sayılamayacak kadar çok olduğunu ve bunlara bir de veli kulların kerametleri eklenecek olursa, ki, veli kullarda görülen kerametler de İslam’ın Peygamberi Hz.Muhammed (SAV) için bir mucize olduğundan hareketle, Peygamberimizin mucizelerinin sayılamayacak kadar çok olduğu hususu bir hakikat olmaktadır.

Mucizelerle ilgili diğer bir husus ise, Ashab-ı Kiramın Hz. Peygamberimize çok yakın oldukları halde, O’ndan mucize istediklerine pek rastlanmamaktadır. Zira Kur’an böyle bir davranışta bulunulmamasını daha Mekke’de iken nazil olan şu iki ayetle istemiştir:

 

‘’Dediler ki, O’na Rabbisinden ayetler (mucizeler) indirilmeli değilmiydi’’ De ki, ayetler (mucizeler) Allah’ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.’’ ‘’Kendilerine okunan Kitabı(Kur’an’ı) sana indirmemiz yetmez mi? Şüphesiz ki inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.’’(Ankebut:50,51)

PEYGAMBERİMİZ (SAV) İN MUCİZELERİ

1)Kur’an-ı Kerim: Kur’an-ı Kerim bütün zamanlara hitab eden en büyük ve ebedi bir mucizedir.Hz.Peygamberimiz bir hadislerinde ‘’hiçbir peygamber yoktur ki,onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mucize verilmemiş olsun.Hepsine mucizeler verilmiştir. Bana mucize olarak verilen ise Allah’ın bana vahyettiği Kur’an-ı Kerimdir.’’

Buyurmuştur.(Buhari, İ’tisam, 1). Kur’an, lafzı(sözü) ile ve manasıyla mucizedir.

Kur’an’ın  i’cazının (mucize oluşunun) tarifi şöyledir: ‘’Kur’an, Allah kelamı olan ve benzerini meydana getirmekten beşer gücünün aciz kalacağı çok yüksek bir mertebede bulunan Kitabtır.

Kur’an ayetlerinin Peygamberimizin doğruluğunu gösteren birer delil olduğunu kabul etmeyen müşrikler; ‘’İşittik,eğer istersek biz de onun gibisini (yani Kur’an gibisini) söyleriz. Bu evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir.’’(Enfal:31) dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Allah,inanmayanlara karşı Kur’an’la meydan okumasını Peygamberimize tavsiye buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim, müşriklere meydan okurken, çoktan başlayıp aza doğru birbirini kuvvetlendi-ren şöyle bir yol takip etmiştir: Bu konuda ilk inen ayet Kasas:49. ayettir. Sonra, yani ikinci olarak inen ayet ise: ‘’Yoksa Kur’anı kendisi mi uydurup söyledi diyorlar. Hayır, onlar inanmazlar. Eğer doğru sözlü iseler Kur’anın bir benzerini getirsinler.’’(Tur:33,34). Üçüncü olarak inen ayet ise; ‘’Yoksa Kur’anı o (peygamber) mu uydurdu diyorlar.De ki,öyle ise onun gibi uydurma olacak şekilde on sure getirin.Ve sözünüzde doğru iseniz, Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleride çağırın.’’(Hud:13). Dördüncü safhada ise, tehaddinin yani meydan okumanın zirvesi teşkil edilmiştir;’’Yoksa onu uydurdu mu diyorlar.De ki eğer doğru sözlü iseniz,onun benzeri bir sure getirin. Ve de Allah’tan başka da çağırabileceklerinizi de çağırın.’’(Yunus:38). Ayrıca (bkz. Bakara:23,24).

2)Ayın Yarılması Mucizesi (Ay’ın İkiye Bölünmesi): Ayın ikiye bölünmesi mucizesini Kur’anı Kerim Kıyamet zamanının yaklaşma alametlerinden sayar. Ve şöyle buyrulmuştur:’’(Kıyamet) Saat(i) yaklaştı, Ay yarıldı. Fakat onlar (Kureyş müşrikleri), herhangi bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve;’’Bu , süregelen bir büyüdür’’derler.’’(Kamer:1-4).

Şakkı Kamer Mucizesi, Risaletin sekizinci senesinde Mekke’de vuku bulmuştur. Kureyşin ileri gelenleri toplandılar ve Peygamberimizden bir mucize istemeye karar verdiler. Efendimiz (SAV) ay ışığı altında Hz.Ali,Abdullah İbni Mesut,Abdullah İbni Abbas,Abdullah İbni Ömerin de bulunduğu bir toplulukla konuşuyordu. Kureyş, Peygamberimizden mucize istedi. Peygamberimiz de mübarek elini gök yüzündeki Ay’a doğrulttu ve bir işaretiyle ay ikiye bölündü. Ve Efendimiz (SAV) etrafındakilere ‘’Şahid olun,şahid olun’’ buyurdular. Ve hemen peşinden de yukarıdaki zikredilen ayetler nazil olmuştur.

Kureyşten biriside ‘’Muhammed bize büyü yaparak Ay’ı ikiye bölmüş olmalı, durumu dışarıdan gelen kervan ve kafilelere soralım’’dedi. Gelen kervanlardan da hepsi ayın ikiye bölündüğünü gördüklerini söylemişlerdir. Fakat hala müşrikler’’Muhammed’in sihri semaya da tesir etti’’ diyerek, ayeti kerimenin haber verdiği gibi inkar etmeye devam ettiler.

3)İsra ve Mirac Mucizesi: İsra;Gece yolculuğu demektir. Ayette ise ‘’ba’’harfi cerriyle kullanıldığı için ‘’Gece yürütmek’’demektir. Mirac ise ‘’Yükseğe çıkmak,merdiven’’demektir. Konu ile ilgili olarak;’’Noksanlıklardan uzak olan O Allah ki,bir gece kulunu (Muhammed AS) Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüttü.O’na ayetlerimiz-den birkısmını gösterelim diye.Gerçekten O Allah işiten ve görendir.’’(İsra:1)

Mirac Mucizesi Risaletin onbirinci yılında Receb ayının 27.gecesinde ve İkinci Akabe Görüşmelerinden sonra,Hicretten de 19 ay önce,Miladi 621.yılda vuku bulmuştur.Hadis,fıkıh ve kelam alimlerinin çoğuna göre bu olay bir gecede (yatsı namazı ile sabah namazı arasında), uyanıkken,ruh ve bedenle ve bir defa vuku bulmuştur.

Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste Rasülullah (AS) şöyle buyurmuştur:’’Kureyş, bana seyahat ettiğim yerlerden soruyordu.Bilhassa Mescid-i Aksa’ya dair öyle şeyler sorulmuştu ki, ben İsra Gecesi onlarla ilgilenip tespit edememiştim.Bu durumda sıkıldım ki,hiçbir zaman öyle sıkılmamıştım.Bunun üzerine Allah Teala aradaki mesafeyi kaldırdı.Ben de ne sorarlarsa ona bakarak cevap vermiştim.’’(Müslim,Sahih,1,156)

İsra ve Mirac Mucizesini anlatan Malik b.Sa’sa’dan rivayet edilen hadiste Rasülullah (SAV) şöyle buyurmuştur:’’Bir kere ben Hatim’de bulunuyordum.Cebrail geldi göğsümü yardı,kalbimi de zemzemle yıkadı.Sonra katırdan küçük beyaz bir binit getirildi ki adı Burak idi, adımını gözün görebildiği yerin sonuna kadar atardı.Ben ona bindirildim.Cebrail’de benimle yollandı.Beyti Makdis’e vardık.Orada namaz kıldım.Bütün peygamberler benimle namaz kıldılar.Sonra Mirac/merdiven getirildi,Cebrail ile buna bindirildik ve yükseltildik. Nihayet Dünya semasına vardık.Cibril,gök kapısını çaldı. Kim O? Denildi. Cibril:Cibrilim dedi Yanındaki kimdir? denildi.Cibril:Muhammed,dedi.Semanın bekçisi:Ya Muhammed’e Miracın daveti gönderildimi? Dedi. Cibril:Evet, dedi. Bekçi:Merhaba gelen zata, bu gelen ne güzel yolcudur. Denildi ve kapı açıldı.Birinci kat semada Adem(as)la karşılaştık.Cebrail bana,bu senin baban Adem’dir.Ona selam ver dedi.Ben de selam verdim.Selamımı aldı ve:Merhaba iyi oğlum,merhaba Salih peygamber,dedi. Sonra İkinci kat semaya vardık.Oradada Yahya ve İsa ile karşılaştık.Onlarada selam verdim.Selamımı aldılar. Sonra Üçüncü kat semaya vardık. Orada Yusuf (as) ile karşılaştık. Sonra Dördüncü kat semaya vardık.İdris(as) ile karşılaştık. Sonra Beşinci kat semaya vardık.Orada Harun (as)ile karşılaştık.Sonra Altıncı kat semaya vardık.Orada Musa (as) ile karşılaştık.Sonra Yedinci kat semaya vardık.Orada İbrahim (as) vardı. Cebrail: Bu gördüğün baban İbrahim’dir,Ona selam ver,dedi. Ben de selam verdim ve selamımı aldı. Sonra karşıma Sidre-i Münteha sahası açıldı.Cebrail bana: işte bu Sidre-i Müntehadır,dedi.Sonra bana Beyt-iMamur gösterildi.Gördümki her vakit(gün) yetmişbin melek Orayı ziyaret(tavaf) ediyor. Sonra benimle ümmetim üzerine elli vakit namaz farz kılındı.Sonra Musa(as)ile konuşmam neticesinde,ümmetim için namaz vakitleri hususunda hafifletmesini Allah’tan istedim. Böyle böyle her gün ve gecesinde beş vakit namazla emrolundum.’’(Buhari,

Sahih,1,91-93).

Sahih rivayetlere göre,Sidre-i Münteha’ya kadar Peygamberimize refakat eden Cebrail burada kaldı ve daha sonraki yolculuk Necm Suresi:6-18.ayetlerinde belirtildiği üzere devam etti.Rasülullah Sidre-iMünteha ve ötesi yolculuğunu Refref ile yaptı.Allah Teala Habibini kudsi canibine çekti.Ve kuluna vahyedeceğini vahyetti.Ve Sidre’nin yanında Cennetü’l-Me’va vardır.

Burak:Yeryüzünde Peygamberimizin binmesine mahsus bir vasıta olduğu gibi, Refref de Cenab-ı Hakk’a yakın ve Miraca mahsus bir binittir. Yine Kurtubinin rivayetine göre Miracta Rasülullah Sidre-i Müntehaya varınca Refref gelerek Onu Cebrail’den almış ve Kab-ı Kavseyn Makamına getirmiştir.Sidre-i Münteha ise:Yaratılmışları temsil eden son ağaç.Yani mahlukat aleminin son noktasıdır. İsra ve Mirac Mucizesi en az kırkbeş sahabiden rivayet olunan,Peygamberimiz(SAV)in en büyük mucizelerinden birisidir.

4)Peygamberimizin Mübarek Ellerinden Suların Akıtılması mucizesi: Peygamberimizin (SAV) parmaklarından suyun akması mucizesi bir defa değil, pek çok defa meydana gelmiştir.

Cabir b.Abdillah şöyle demiştir:’ Hudeybiye günü insanlar susuz kaldı.Peygamberimiz deriden bir su kabından abdest alıyordu. İnsanlar O’ndan tarafa koşuşmaya başladı.Peygamberimiz:

‘Size ne oluyor’dedi.Onlar da’Yanımızda hiç su yoktur.Abdest alamıyor ve su içemiyoruz’ dediler.Peygamberimiz hemen elini su kabının içine koydu ve su pınar gibi akmaya başladı.Biz hem içtik hem de abdest aldık.’’ (Ravi Salim b.Ebil-Ca’d dedi ki):Ben Cabir’e ,o gün kaç kişi idiniz diye sordum, da Cabir bana:’Eğer yüzbin kişi olsaydıkta muhakkak o su bize yetecekti. Biz o gün binbeşyüz kişi idik’ dedi. (Buhari,Kitabü’l-Menakıb,83)

5)Yemeğin Bereketlenmesi- Çoğalması Mucizesi: Rasülullah (SAV)in bu yöndeki mucizeleri de bir defa değil müteaddit defalar vuku bulmuştur. Bir tanesi şöyledir:

Enes İbni Malik’ten: ‘Ebu Talha Ümmü Süleym’e hitaben ‘Yanında yiyecek bir şey var mı? Dedi. Ümmü Süleym :’Evet var.’ Dedi.ve arpadan yapılmış birkaç ekmek külçesini bir bohça ile dürdü ve bohçayı da elimin altına sardı.Beni, Rasülullah’a gönderdi.Ben de bunu götürdüm, Rasülullah’ı Mescidde buldum.Beraberinde insanlar vardı.Bana’’Seni Ebu Talha mı gönderdi? Diye sordu.Ben’’Evet’’dedim. Rasülullah(SAV)’’Yemek sebebiyle mi?’’dedi. Ben de’’Evet’’ dedim. Rasülullah(SAV) beraberindekilere hitaben ‘’Kalkınız’’buyurdu.ve yürüdü.Nihayet evimize geldik.Ben, durumu Ebu Talhaya hemen bildirdim. O’da,Ümmü Süleym’e ‘’Ya Ümme Süleym Rasülullah insanları getirmiştir.Halbuki onları doyurabileceğimiz bir şey yoktur.’’dedi.

Ümmü Süleym de’’Allah ve Rasülü en iyi bilendir.’’dedi. Rasülullah,Ebu Talha ile geldi ve ‘’Ya Ümme Süleym,yanınızda ne varsa getir.’buyurdu.O’da ekmekleri getirdi, küçük bir yağ tulumuyla yağ sıkarak katık yaptı.Sonra Rasülullah duada bulundu ve’On kişi için izin ver’ dedi. Böyle böyle topluluk yetmiş yahut seksen kişiydiler,hepsi doydular,yemek de hiç eksilmedi.’’(Sahih-i Buhari Terc.Kitabü’l-Menakıb,c,7;s,3358)

6)Yağmurun Hemen Yağması Mucizesi: Enes(ra) şöyle demi,ştir.:Rasülullah zamanında Medine’de bir kıtlık(yağmursuzluk) oldu.Bir Cuma günü Rasülullah hutbe irat ederken bir adam geldive;’’Ya Rasülellah atlarımız,koyunlarımız helak oldu. Allah’a dua etseniz de bize yağmur verse’’dedi. Rasülullah(SAV) hemen ellerini açtı dua etti.Gökyüzü açık iken birden rüzgar esti,bulutlar toplandı ve hemen yağmur yağdı.evlerimize zor gittik.Ertesi Cumaya kadar yağdı.Sonra aynı adam yahut başka birisi:’Ya Rasülellah duada bulunsanız da yağmur dursa’ dedi. Rasülullah gülümsedi ve ‘’Ya Rabbi,üzerimize değil etrafımıza yağdır’’diye dua etti de bulutlar Medine üzerinden tac gibi sıyrılıp gitti.’’(Sahihi Buhari Terc.Kitabül Menakıb s,3363)

Burada iki mucize birlikte çok açık ve bariz bir şekilde zuhur etmiş. Önceki Cumada yağmurun yağması,bir sonraki Cumada yağmurun kesilmesi şekliyle meydana gelmiştir.

7)Hurma Kütüğünün İnlemesi (Ağlaması) Mucizesi: Cabir(ra) den rivayet edilen bir hadis şöyledir.:’’Rasülullah Cuma günleri bir hurma kütüğüne dikelir öyle hutbe verirdi. Ensardan bir kadın ‘’Ya Rasülullah, size bir minber yaptırayımmı?Dedi. Rasülullah:’’İsterseniz yaptırın’’

Dedi.Rasülullaha minber yapıldı,Cuma olunca Peygamberimiz minbere çıkınca Hurma Kütüğü bir çocuk gibi ağladı.Rasülullah minberden inip onu kucakladı.Böylece sustu.Rasülullah :’’O,

Yanında edildiğini işittiği Zikrullah için ağlıyordu’’buyurdular.(Buhari Terc.Kitabül Menakıb)

Diğer bir rivayette de’’Ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim,ağlaması hep devam edecekti’’

(Darimi, Mukaddime,6)

Darimi, Abdullah b. Büreyde tarıkıyla şu haberi nakleder:’’….(Bu olay yukarıda zikredildiği gibi devamla)…Peygamberimiz elini kütüğün üzerine koyarak susturdu ve kütüğe hitaben:’’İstersen seni eski yerine dikeyim,orada eskisi gibi meyve verirsin, istersen seni yere defnedelim, Allah’ın izni ile Cennette meyve verir,Cennetin nehirlerinden sulanırsın.’’buyurunca ,Kütük Cennette dikilmeyi kabul etmiş, hatta sahabe :’Kütük neyi kabul etti  ya Rasülellah ‘’dediklerinde,Peygamber(SAV):’’O, Cennette olmayı seçti’’buyurdular. Neticede Hurma Kütüğü ,Minberin altına gömüldü. Hem zaten, Minber ile Peygamberimizin evi arası dünyadaki Cennet Bahçesidir.

İbni Ebi Hatim, Menakıb’ında naklettiğine göre, İmam Şafii:’’Allah, Peygamberimize verdiği mucizeyi başka hiçbir peygambere vermemiştir.’demiştir.Kendisine, İsa(as)a ölüleri diriltme mucizesi verildi,denilince;İmam Şafii:’’Allah, Hz.Muhammed’e  Kütüğün İnlemesi Mucizesini verdi de onun sesi işitildi.Bu, ölüleri diriltmekten daha büyük bir olaydır.’’dedi.(Kastalani).

Hasn-ı Basri bu hadisi okuyunca kendini tutamaz ağlarmış.

8)Zehirlenmiş Keçi Etinin, Zehirli Olduğunu Haber Vermesi Mucizesi: Şam yolunda stratejik öneme sahip olan Hayber,Hicretin yedinci yılında(M.628) fethedildi.Yahudiler, Peygamberimi- zi zehirleyerek öldürmeyi planladılar.Bu işi Sellam b.Mişkemin karısı üstlendi.Kadın bir dişi keçiyi kızarttı ve Rasülullah ile arkadaşlarına buyur etti. Rasülullah çok sevdiği kürek kısmın- dan bir lokma almıştı ki,yutmadan; arkadaşlarına :’’Ellerinizi yemekten çekiniz. Şu kürek kemiği,etin zehirlenmiş olduğunu bana haber verdi.’’buyurdu.Peygamberimiz kadını çağırdı ve kadın suçunu itiraf etti. Etten yemiş olan Bişr b.Bera hemen orada vefat etti. Peygamberimiz, kadına:’’Bunu nedn yaptın’’dedi.Kadın:’’Eğer sen, gerçek bir peygamber isen,sana bildirilir ve sen zarar görmezsin.Eğer bir peygamber değilsen,senden kurtulmuş oluruz.(İ.Kesir:Siret:3,397)

Dedi.Bazı rivayetlere göre Rasülullah (SAV) bu kadını affetmiştir.(Kastalani,M.Ledünniye,c,1)

9)Savaşta Gözü Çıkan Sahabiye,Gözünü Yerine Koyarak Şifa Bulması Mucizesi:Uhud Savaşına katılan Katade b. Numan Ensari,Birinci Akabe Biatına katılmış.Bedir,Uhud ve Hendek savaşlarında bulunmuştur. Uhutta Peygamberimizin yanından hiç ayrılmadı.ve gözüne isabet eden bir okla gözü yerinden çıktı.Çıkan gözünü elinde tutarak Peygamberimize geldi. Peygamberimiz,Ona‘’dilersen gözün olmadan yaşa,mükafatını Ahirette alırsın.Dilersen gözünü yerine takayım şifa bulursun.’dedi.Katade gözünün görmesini istiyordu.Peygamberimiz, gözünü yerine koydu ve dua etti. Katade’nin gözü daha güzel oldu.(Mektubat,s,139).

10)Emre İtaat Eden Ağaç Mucizesi:Kadı Iyad’ın Şifa-i Şerif adlı eserinde,Abdullah b.Ömerden 

Rivayet edilen bu olay şöyledir:’’Bir sefer sırasında Peygamberimizin yanına bir bedevi geliyor. Peygamberimiz ona ‘’Nereye gidiyorsun’’diyor. O,da ‘’ailemin yanına’’diyor. Rasülullah(SAV)’’Ondan daha güzel bir hayır istemez misin?’’buyurdu. Adam :’’Nedir O?’’ Peygamberimiz cevap verdiler:’’Allah’tan başka ilah olmadığına,O’nun eşi ve ortağı olmadığına,ve Muhammed’in, O’nun kulu ve Rasülü olduğuna şehadet etmendir.’’ Bedevi:’’Buna kanıt ,şahit nedir’’dedi. Peygamberimiz(SAV) :’’Vadi kenarındaki şu ağaçtır, git o ağaca’ Rasülullah seni çağırıyor’ de. Sonra işaret etti  ve ağaç, kökleriyle srünerek geldi. Ve ‘’Selam sana ey Allah’ın Rasülü’’dedi.Sonra bedevi, ağacın yerine gönderilmesini istedi. Rasülullah (SAV),ağaca emretti ve ağaç yerine gitti.’’

Bu mucize üzerine bedevi Rasülullah’a secde etmek istedi. Rasülullah(SAV):Kendisine secde etme hususunda kimseye izin olmadığını söyledi ve bunun üzerine Bedevi:’’İzin verin elinizi,ayağınızı öpeyim’’deyince,Rasülullah (SAV) buna izin verdiler.(Şifa,1,299,Kadı Iyad)

Mucizeleri binleri geçen Peygamberimizin(SAV) sadece on tane mucizesini bu yazımıza aldık. Ki, Onun mucizeleri sayılamayacak kadar çoktur. Kur’an-ı Kerim’de diğer peygamberlerin bazı mucizeleri anlatılmıştır. Önceki Peygamberlere gönderilen Kitaplarda da Ahir Peygamberin Hz.Muhammed Mustafa (SAV)in  özellikleri,hatta mucizeleri,ve hatta ümmetinin özellikleri zikredilmiştir. Peygamberimizin mucizeleri kısmen Kur’an’da zikredilmiş, fakat binlerce mucizesi zikredilmemiştir. Zikredilseydi  ne olurdu ? :

 

a)Buna ihtiyaç yok, zaten Peygamberimizin hayatı bir toplumun huzurunda geçmektedir.

b)Yazı biliniyor, olayların (kaydedilip) aktarılması kolaylaşmıştır.   

c)Binlerce mucize Kur’an-ı Kerim’de yer alsaydı o zaman ,Allah Teala iyi bilir,belki de, Kur’an sadece bir mucize kitabı olurdu ve belki de o zaman; Kur’an, mucize olmazdı. 

d)Buna gerek yok, bütün Peygamberler Allah’ın Peygamberleridir.Ve bütün mucizeler Allah Teala’nın fiilidir.Mucizelerin, Peygamberlere nispet edilmesi mecazidir.

e)Bazen de, müşrikler Peygamberimizden mucize istemişler, Peygamberimiz(SAV) de,ancak Cenab-ı Hakk’ın bir elçisi olduğunu, tebliğ etmekle ve uyarmakla görevli olduğunu, açıklamıştır. (Tec.S.Terc. 9,326)

                                                                                                                                                                                                     Kamil KIRKIZ

      Kula İlçe Müftüsü